Dr. Berrak logo

Dr. Berrak

Berrak Beyoğlu Oruç

Kadın Hastalıkları & Doğum & Tüp Bebek

Hakkındaİlk Nefes
Hizmetler
Gebelik TakibiTüp Bebek TedavisiJinekolojik CerrahiGenital Estetik & Lazer & DolguAdolesan Jinekoloji
Rehber
GebelikTüp Bebek & İnfertiliteGenital EstetikMenopozHPV & TaramaCerrahi TedavilerJinekolojiDoğum & Lohusalık
İletişim
Randevu Al
Dr. Berrak logo
AnasayfaHakkındaİlk Nefes
Tüm HizmetlerGebelik TakibiTüp Bebek TedavisiJinekolojik CerrahiGenital Estetik & Lazer & DolguAdolesan Jinekoloji
Tüm YazılarGebelikTüp Bebek & İnfertiliteGenital EstetikMenopozHPV & TaramaCerrahi TedavilerJinekolojiDoğum & Lohusalık
İletişim
Randevu Al
Mother and baby themed clinic visual

Dr. Berrak

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Modern tip yaklasimi ve bireysel takip anlayisiyla her hastaya guvenli, sakin ve anlasilir bir surec sunuyorum.

İletişim Bilgileri

Memorial Çağrı Merkezi: 0216 542 66 66 / 444 7 888
drberrakbeyogluoruc@gmail.com
Yeni Sahra, Karaman Cd No: 1, 34634 Ataşehir/İstanbul

Hizli Linkler

Ana SayfaHizmetlerHakkımdaBlogIletisimRandevu Al

© 2025 Doktor Berrak. Tüm Hakları Saklıdır.

Jinekoloji Rehberi
Ana Sayfa/Blog/Jinekoloji
Jinekoloji

Jinekoloji Rehberi

O
Op. Dr. Berrak Beyoğlu Oruç·2 Nisan 2026·15 dk okuma

İçindekiler

13 ana başlık arasında hızlıca gezinin.

13

Paylaş

Bloga Dön

Kadın anatomisi, jinekolojik muayene, adet düzeni, vajinal akıntı, kistler, endometriozis, myom, polip, PCOS ve vajinismus hakkında kapsamlı bir rehber.

Paylaş

Rehbere Giriş

Jinekolojik sağlık, kadın bedeninin doğal işleyişini tanımaktan düzenli kontrolleri doğru zamanda planlamaya kadar uzanan bütüncül bir alandır. Adet düzeni, vajinal akıntı, yumurtalık kistleri, endometriozis, myom, polip ve PCOS gibi başlıklar yalnızca yakınmalar ortaya çıktığında değil, koruyucu sağlık yaklaşımı içinde de ele alınmalıdır. Bu rehber; kadın anatomisi ve hormon ritminden jinekolojik muayeneye, sağlıklı adet döngüsünden vajinal akıntı, kistler, endometriozis, myom, polip, PCOS ve vajinismusa kadar uzanan temel başlıkları bir araya getirir. İçerik bilgilendirme amaçlıdır; kesin değerlendirme ve kişisel tedavi planı hekim muayenesi ile yapılmalıdır.

1

Konu Başlığı

Bedenimizi Tanıyalım: Kadın Anatomisi ve Hormon Ritmi

Kadın Anatomisi

Kadın üreme sistemi iç ve dış genital organlardan oluşur. Dış genital bölgeye vulva adı verilir ve büyük dudaklar (labium majus), küçük dudaklar (labium minus), klitoris ve vajina girişini içerir. Klitoris, yoğun sinir ağı sayesinde cinsel hazda önemli rol oynar. Vulva, hem koruyucu hem de cinsel fonksiyon açısından önemli bir anatomik bölgedir. İç genital organlar; vajina, rahim ağzı (serviks), rahim (uterus), tüpler (fallop tüpleri) ve yumurtalıklardan (overler) oluşur. Vajina, rahim ile dış ortam arasında bir geçiş kanalıdır ve doğum sırasında bebeğin geçtiği yoldur. Rahmin alt kısmında yer alan serviks (rahim ağzı), rahim ile vajina arasında köprü görevi görür ve hem gebeliğin korunmasında hem de doğum sürecinde önemli rol oynar. Rahim ağzı (Serviks), adet kanının dışarı akmasını sağlar; gebelikte kapalı ve sıkı bir yapıdayken doğum sırasında yumuşayıp açılarak bebeğin geçişine izin verir.

Rahim (uterus) ise armut şeklinde, kaslı bir organdır; gebelikte bebeğin geliştiği yerdir. Rahmin iç tabakasına endometrium denir ve bu tabaka her ay hormonların etkisiyle kalınlaşıp adet kanamasıyla dökülür. Fallop tüpleri, yumurtalık ile rahim arasında bağlantı sağlar. Yumurtlama sonrası salınan yumurta hücresi tüp içinde spermle karşılaşırsa döllenme burada gerçekleşir. Döllenen embriyo daha sonra rahim içine ilerleyerek yerleşir. Bu nedenle tüpler, doğal gebelik sürecinde kritik öneme sahiptir. Yumurtalıklar (over) ise hem üreme hücresi (yumurta) üretir hem de kadınlık hormonlarını salgılar. Doğumda milyonlarca olan yumurta sayısı yaşla azalır. Yumurtalıklar; adet düzeni, gebelik potansiyeli ve hormonal denge açısından merkezi rol oynar.

Kadın Hormon Fizyolojisi ve Döngüsel Ritmi

Kadın vücudu, ay boyunca ritmik olarak değişen bir hormon dengesiyle çalışır. Bu sistem beyin ve yumurtalıklar arasında kurulan hassas bir iletişim ağına dayanır. Beynin hipotalamus bölgesinden salgılanan GnRH hormonu, hipofiz bezini uyarır. Hipofizden salgılanan FSH (Folikül Uyarıcı Hormon) ve LH (Luteinizan Hormon) yumurtalıkları kontrol eder. Adet döngüsünün ilk yarısında FSH etkisiyle yumurtalıklarda foliküller gelişir ve östrojen hormonu artar. Östrojen, rahim iç tabakasını kalınlaştırır ve gebeliğe hazırlar. Aynı zamanda cilt, kemik sağlığı, ruh hali ve enerji üzerinde olumlu etkiler gösterir. Döngünün ortasında LH hormonunda ani bir yükselme (LH piki) olur ve yumurtlama gerçekleşir. Bu genellikle adet başlangıcından yaklaşık 14 gün sonradır (28 günlük düzenli döngüde). Yumurtlama sonrası progesteron hormonu devreye girer. Progesteron, rahmi olası gebelik için destekler ve vücut ısısını hafif yükseltir. Eğer gebelik oluşmazsa progesteron ve östrojen düzeyleri düşer. Bu düşüş rahim iç tabakasının dökülmesine yani adet kanamasına neden olur. Böylece yeni bir döngü başlar. Bu düzenli hormonal ritim, kadın sağlığının temel göstergelerinden biridir ve düzensizlikler altta yatan farklı durumların işareti olabilir.

Adet Döngüsü nasıl hesaplanır?

Adet döngüsü iki ana fazdan oluşur: foliküler faz ve luteal faz. Foliküler faz, adetin ilk günü başlar ve yumurtlamaya kadar devam eder; bu dönemde FSH etkisiyle foliküller gelişir ve östrojen artar. Bu fazın süresi kadından kadına değişebilir ve adet döngüsündeki toplam gün sayısını belirleyen asıl değişken dönemdir. Luteal faz ise yumurtlamadan sonra başlar, progesteron hormonunun baskın olduğu dönemdir ve çoğu kadında yaklaşık 14 gün sürer. Yumurtlama sonrasında adet kanamasına kadar geçen süredir ve sabit 14 gün kabul edilir. Bu nedenle döngü süresi değiştiğinde genellikle farklı olan kısım foliküler fazdır.

Bu nedenle pratik hesaplama şu şekilde yapılır:

Foliküler faz süresi = Toplam adet döngüsü süresi − 14 gün. Örneğin;

  • 28 günlük döngüde: 28 − 14 = 14 gün
  • 35 günlük döngüde: 35 − 14 = 21 gün Görüldüğü gibi döngü uzadıkça genellikle uzayan kısım foliküler fazdır; luteal faz çoğu kadında yaklaşık 14 gün olarak kalır.
2

Konu Başlığı

Jinekolojik Muayene Nasıl Yapılır?

Jinekolojik muayene, kadın üreme organlarının değerlendirilmesi amacıyla yapılan, düzenli aralıklarla önerilen temel bir sağlık kontrolüdür. Muayene; adet düzensizlikleri, ağrı, akıntı, kanama, enfeksiyonlar ve tarama testleri (smear, HPV gibi) açısından yol göstericidir. Muayene öncesinde hasta sürece dair bilgilendirilir, mahremiyet sağlanır ve işlem ağrılı olmaması için nazik şekilde yapılır. Muayenenin ilk aşamasında spekulum muayenesi yapılır. Spekulum, vajina duvarlarını nazikçe ayırarak rahim ağzının (serviks) görülmesini sağlayan tıbbi bir alettir. Bu sayede vajinal akıntı değerlendirilir, rahim ağzı gözlenir ve gerekirse smear veya HPV testi alınır. Spekulum farklı boyutlarda olup, hastanın anatomisine ve doğum öyküsüne göre uygun olan seçilir; doğru teknikle uygulandığında genellikle ağrıya neden olmaz. Spekulum muayenesinden sonra vajinal (bimanuel) muayene yapılır. Bu aşamada hekim, bir eliyle vajina içinden, diğer eliyle karın üzerinden rahim ve yumurtalıkları değerlendirir. Rahmin boyutu, pozisyonu, hassasiyeti ve yumurtalıklarda kitle ya da ağrı olup olmadığı bu şekilde anlaşılır. Vajinal muayene, jinekolojik şikâyetlerin nedenini anlamada önemli bilgiler sağlar. Jinekolojik muayene öncesinde genellikle boş mesane önerilir. Dolu mesane hem muayene sırasında rahatsızlık hissini artırabilir hem de vajinal değerlendirmeyi zorlaştırabilir. Muayene kısa sürelidir ve çoğu kadın için iyi tolere edilir. Düzenli jinekolojik muayeneler, sorunlar ortaya çıkmadan önce erken tanı ve tedavi imkânı sunar.

3

Konu Başlığı

Sağlıklı Adet Döngüsü Nasıl Olmalı?

Sağlıklı bir adet döngüsü, hormonal dengenin ve üreme sağlığının önemli bir göstergesidir. Genel olarak adet döngüsü, bir adet kanamasının ilk gününden bir sonraki adet kanamasının ilk gününe kadar olan süreyi kapsar. Bu sürenin 21–35 gün arasında olması ve kişide her ay benzer aralıklarla gerçekleşmesi sağlıklı kabul edilir. Ergenlik ve menopoz geçiş dönemleri dışında, döngünün düzenli olması beklenir. Adet kanamasının süresi genellikle 3–7 gün arasında olmalıdır. Kanama ne çok hafif ne de günlük yaşamı ciddi şekilde kısıtlayacak kadar yoğun olmalıdır. Ortalama olarak günde 3–5 ped/tampon değişimi normal kabul edilir. Pıhtılı, aşırı yoğun ya da 7 günden uzun süren

kanamalar; altta yatan hormonal, yapısal veya sistemik bir sorunun habercisi olabilir ve değerlendirme gerektirir. Sağlıklı bir adet döngüsünde şiddetli ağrı beklenen bir durum değildir. Hafif kasık veya bel ağrısı, halsizlik gibi yakınmalar görülebilse de; günlük yaşamı engelleyen, işe veya okula gitmeyi zorlaştıran ağrılar normal kabul edilmez. Aynı şekilde adet öncesi dönemde (PMS) duygu durum değişiklikleri hafif düzeyde olabilir, ancak ağır depresif belirtiler varsa mutlaka ele alınmalıdır. Adet düzeni; stres, kilo değişiklikleri, yoğun egzersiz, beslenme alışkanlıkları ve hormonal bozukluklardan kolayca etkilenebilir. Bu nedenle adet düzensizliği, ara kanamalar, uzun süre adet görmeme ya da aşırı kanama durumlarında jinekolojik değerlendirme önemlidir. Düzenli ve öngörülebilir bir adet döngüsü, hem genel sağlık hem de üreme sağlığı açısından önemli bir göstergedir.

Uyarı Köşesi

Adet Ağrılarını Hafifletme Önerileri

  • Sıcak uygulama: Alt karın veya bel bölgesine uygulanan sıcak su torbası kasların gevşemesine yardımcı olur ve ağrıyı azaltır.
  • Hafif egzersiz ve yürüyüş: Düzenli ve hafif fiziksel aktivite kan dolaşımını artırarak adet ağrılarının şiddetini azaltabilir.
  • Beslenmeye dikkat: Kafein, aşırı tuz ve şeker tüketimini azaltmak; magnezyumdan zengin gıdalar (yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler) tercih etmek faydalı olabilir. Melisa, papatya, adaçayı gibi bitki çayları kas gevşemesi ve kramplar için günlük 1–2 fincanı geçmeyecek şekilde tercih edilebilir. Aşırı tüketim ya da bilinçsiz karışımlar önerilmez.
  • Nefes ve gevşeme teknikleri: Derin diyafram nefesi ve gevşeme egzersizleri kas gerginliğini ve stres kaynaklı ağrıyı hafifletir.
  • Yeterli uyku ve stres yönetimi: Uykusuzluk ve yoğun stres adet ağrılarını artırabilir; düzenli uyku önemlidir.
  • Gerekirse ağrı kesici kullanımı: Hekim önerisiyle kullanılan uygun ağrı kesiciler ağrıyı kontrol altına alabilir; sık ve bilinçsiz kullanım önerilmez.
  • Magnezyum takviyesi genellikle adet öncesi dönemden başlayarak veya düzenli kullanım şeklinde önerilir. Kas gevşetici ve sinir sistemi dengeleyici etkileri nedeniyle özellikle adet ağrıları, kas krampları, stres ve uyku problemleri olan kadınlarda sıkça tercih edilir. Magnezyum, rahim kasılmalarını azaltarak adet dönemindeki ağrıların hafiflemesine yardımcı olabilir; ayrıca PMS belirtilerinde rahatlama sağlayabilir.
4

Konu Başlığı

Vajinal Akıntı: Ne Zaman Normal, Ne Zaman Değil?

Vajinal akıntı, vajinanın kendini temizleme ve koruma mekanizmasının doğal bir parçasıdır ve çoğu zaman normal fizyolojik bir durumdur. Sağlıklı bir vajinal akıntı genellikle renksiz ya da beyazımsı, kokusuz veya hafif kokulu, kaşıntı ve yanma eşlik etmeyen yapıdadır. Adet döngüsünün farklı dönemlerinde, yumurtlama zamanı, gebelik, cinsel uyarılma veya hormonal değişikliklere bağlı olarak miktarı ve kıvamı değişebilir; bu durum normal kabul edilir. Özellikle yumurtlama döneminde akıntının şeffaf, uzayan ve kaygan hale gelmesi sık görülür ve doğurganlığın bir göstergesidir. Gebelikte ise artan östrojen etkisiyle akıntı miktarında artış olabilir. Bu tür akıntılar ağrı, kötü koku veya renk değişikliği içermiyorsa genellikle tedavi gerektirmez. Ancak bazı durumlarda vajinal akıntı enfeksiyon veya başka bir jinekolojik sorunun belirtisi olabilir. Bakteriyel enfeksiyonlarda Sarı-yeşil renkli, kötü kokulu, köpüklü akıntı görülürken yoğun mantar enfeksiyonlarında peynir kesiği şeklindeki akıntılar görülmektedir. Kaşıntı, yanma, ilişki sırasında ağrı veya idrar yaparken yanma ile birlikteyse normal değildir. Bu bulgular mantar, bakteriyel vajinozis veya cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara işaret edebilir. Vajinal akıntıda ani değişiklik, kanlı akıntı, kötü koku veya eşlik eden ağrı varsa mutlaka jinekolojik değerlendirme yapılmalıdır. Bilinçsiz vajinal temizlik ürünleri, sık vajinal duş uygulamaları ve rastgele kullanılan fitiller vajinal florayı bozarak sorunları artırabilir. Doğru tanı ve tedavi için, şikâyet varlığında hekime başvurmak en güvenli yaklaşımdır.

5

Konu Başlığı

Adet Düzensizliği Neden Olur?

Adet düzensizliği, adetlerin beklenen aralıklarla gelmemesi, çok sık ya da çok seyrek olması, adet süresinin veya kanama miktarının belirgin şekilde değişmesi durumudur. Ergenlik dönemi ve menopoz geçiş sürecinde hormonal dalgalanmalara bağlı olarak geçici düzensizlikler görülebilir; ancak üreme çağındaki kadınlarda devam eden adet düzensizliği mutlaka değerlendirilmelidir. Adet düzensizliğinin en sık nedenlerinden biri hormonal dengesizliklerdir. Polikistik over sendromu (PCOS), tiroid hastalıkları, prolaktin yüksekliği ve aşırı kilo değişimleri yumurtlamayı etkileyerek düzensiz adetlere yol açabilir. Yoğun stres, ani kilo kaybı veya aşırı egzersiz de beyin–yumurtalık arasındaki hormonal iletişimi bozarak adet düzenini etkileyebilir. Rahim ve yumurtalıklara ait yapısal sorunlar da adet düzensizliğine neden olabilir. Miyomlar, polipler, endometriyal kalınlaşma, kistler veya rahim içi enfeksiyonlar; ara kanama, uzun süren ya da aşırı kanamalı adetlerle kendini gösterebilir. Ayrıca doğum kontrol yöntemlerinin düzensiz kullanımı veya yeni başlanması da geçici adet değişikliklerine yol açabilir. Adet düzensizliği bazen altta yatan sistemik bir hastalığın ilk belirtisi olabilir. Bu nedenle 2–3 aydan uzun süren düzensizlik, adet kesilmesi, aşırı kanama, kansızlık bulguları ya da

şiddetli ağrı varlığında jinekolojik değerlendirme önemlidir. Erken tanı, hem üreme sağlığının korunması hem de olası hastalıkların zamanında tedavisi açısından büyük önem taşır.

6

Konu Başlığı

Şiddetli adet sancısı (Dismenore)

Adet döneminde ortaya çıkan ve günlük yaşamı belirgin şekilde zorlaştıran kasık, bel ve bazen bacaklara yayılan ağrılarla karakterize durum şiddetli adet sancısı (dismenore) olarak tanımlanır. Ağrı genellikle adetin başlamasından hemen önce ya da ilk 1–2 gün içinde en yoğun halini alır. Hafif kramplar normal kabul edilebilirken; okul, iş ve sosyal yaşamı engelleyen şiddetli ağrılar normal değildir ve değerlendirme gerektirir. Dismenore iki gruba ayrılır: primer dismenore ve sekonder dismenore. Primer dismenore, altta yatan yapısal bir hastalık olmaksızın, özellikle genç yaşlarda görülür ve rahmin prostaglandin adı verilen maddelere bağlı güçlü kasılmalarından kaynaklanır. Sekonder dismenore ise endometriozis, miyom, adenomyozis, pelvik enfeksiyonlar veya rahim içi araç gibi altta yatan bir jinekolojik nedene bağlıdır ve genellikle ilerleyen yaşlarda ortaya çıkar. Şiddetli adet sancısına; bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, halsizlik ve bazen bayılma hissi eşlik edebilir. Ağrının her ay giderek artması, adet dışı dönemlerde de devam etmesi ya da ağrı kesicilere yanıt vermemesi, sekonder dismenore açısından uyarıcı bulgulardır. Bu durumlarda yalnızca semptomları baskılamak değil, nedenini ortaya koymak önemlidir. Tedavi, dismenorenin nedenine göre planlanır. Sıcak uygulama, egzersiz, yaşam tarzı düzenlemeleri ve uygun ağrı kesiciler primer dismenorede çoğu zaman yeterli olur. Hormonal tedaviler veya altta yatan hastalığa yönelik yaklaşımlar ise sekonder dismenorede gerekebilir. Şiddetli adet ağrısı kader değildir; doğru tanı ve tedaviyle yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir.

7

Konu Başlığı

Yumurtalık Kistleri

Yumurtalık kistleri, yumurtalıklarda sıvı ya da yarı katı içerik barındıran, çoğu zaman iyi huylu oluşumlardır. Üreme çağındaki kadınlarda oldukça sık görülür ve büyük bir kısmı tesadüfen, rutin jinekolojik muayene veya ultrason sırasında saptanır. Kistlerin türü, boyutu ve hastanın yaşı; izlem ya da tedavi kararında belirleyici faktörlerdir. Basit (fonksiyonel) kistler, yumurtlama sürecine bağlı olarak gelişir ve en sık görülen kist tipidir. Genellikle içi tamamen sıvı doludur, düzgün sınırlıdır ve çoğu zaman herhangi bir şikâyete yol açmaz. Bu kistler büyük oranda kendiliğinden küçülür veya birkaç adet döngüsü içinde tamamen kaybolur. Bu nedenle çoğu olguda yalnızca düzenli ultrason takibi yeterlidir. Endometrioma (çikolata kisti), endometriozis hastalığının yumurtalıkta yerleşmesiyle oluşur. İçeriği eski kan nedeniyle koyu renkli olup, genellikle kronik kasık ağrısı, adet ağrısı ve infertilite ile ilişkilidir. Endometriomaların yönetimi hastanın yaşı, çocuk isteği, kistin boyutu ve semptomlara göre planlanır; medikal tedavi veya cerrahi seçenekler gündeme gelebilir.

Dermoid kist (matür kistik teratom) ise doğuştan gelen, içerisinde yağ dokusu, saç, kemik veya diş gibi farklı dokular barındırabilen bir kist türüdür. Genellikle yavaş büyür ve uzun süre belirti vermeyebilir. Ancak torsiyon (yumurtalığın kendi etrafında dönmesi) riski nedeniyle belirli boyutlara ulaştığında cerrahi olarak çıkarılması önerilir.

8

Konu Başlığı

Endometrioma (Çikolata Kisti) Nedir?

Endometrioma, halk arasında yaygın olarak “çikolata kisti” olarak bilinir. Bu adlandırma, kistin içeriğinin eski kan birikimine bağlı olarak koyu kahverengi, yoğun ve çikolata kıvamında bir görünüme sahip olmasından kaynaklanır. Ultrasonografide genellikle homojen, düşük ekojeniteli içerik ile karakterizedir. Endometriomanın oluşumunu açıklayan en kabul gören mekanizma retrograd menstruasyon (geri akım) teorisidir. Bu teoriye göre, adet kanının bir kısmı fallop tüplerinden geriye doğru karın boşluğuna geçer ve endometriyal hücreler yumurtalık yüzeyine yerleşerek burada zamanla kanama odakları oluşturur. Tekrarlayan adet döngüleri sırasında bu odaklarda biriken kan, zamanla yoğunlaşarak endometrioma (çikolata kisti) oluşumuna yol açar. Endometrioma endometriozisin yumurtalık tutulumu şeklinde ortaya çıkan bir tablosudur ve üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen over patolojilerinden biridir. Endometriozis genel olarak üreme çağındaki kadınların yaklaşık %10’unda görülürken, bu hastaların %30–40’ında endometrioma saptanmaktadır. Endometriomalar tek ya da çift taraflı olabilir ve çoğu zaman yıllar içinde yavaş büyüme eğilimi gösterir. Endometriomanın en sık görülen belirtileri arasında şiddetli adet ağrısı (dismenore), kronik kasık ağrısı, cinsel ilişki sırasında ağrı (disparoni) ve infertilite yer alır. Bazı hastalarda adet dönemlerinde artan bağırsak veya idrar şikâyetleri de eşlik edebilir. Bununla birlikte, endometriomalar bazı kadınlarda uzun süre belirti vermeden seyredebilir ve rutin jinekolojik ultrasonografi sırasında tesadüfen saptanabilir.

9

Konu Başlığı

Endometriozis Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Endometriozis rahim iç yüzeyini (endometrium) döşeyen dokunun rahim dışında yerleşmesiyle ortaya çıkan, kronik ve inflamatuvar bir hastalıktır. Bu odaklar adet döngüsüne hormonal olarak yanıt verir ve her adet döneminde kanamaya eğilim gösterir. Zamanla gelişen inflamasyon ve fibrozis, özellikle pelvik bölgede ağrıya ve organ fonksiyonlarında bozulmaya yol açabilir. Derin pelvik endometriozis, endometriozis dokusunun yalnızca yüzeyde kalmayıp, karın iç zarının altına doğru daha derin tabakalara yerleştiği, hastalığın daha ileri bir şeklidir. Bu durum en sık rahmi arkadan tutan bağlarda, rahim ile bağırsak arasındaki bölgede, kalın bağırsağın son kısmında, mesanede ve bazen de pelvik sinirlerin çevresinde görülebilir. Derin pelvik endometriozisin en sık görülen belirtileri arasında şiddetli ve giderek artan adet ağrısı, kronik pelvik ağrı, cinsel ilişki sırasında derin ağrı (derin disparoni) ve adet dönemlerinde artan bağırsak şikâyetleri (kabızlık, ishal, dışkılama sırasında ağrı veya kanama) yer alır. Özellikle adet dönemlerinde artan ağrı, cinsel ilişki sırasında derin ağrı ve

bağırsak ya da idrarla ilgili yakınmalar bu tabloya eşlik edebilir. Mesane tutulumu olan hastalarda adetle ilişkili idrar yaparken ağrı veya sık idrara çıkma gibi semptomlar görülebilir. Tanı çoğu zaman hastanın şikâyetleri, jinekolojik muayene bulguları ve ileri görüntüleme yöntemleriyle konur. Özellikle deneyimli ellerde yapılan transvajinal ultrasonografi ve pelvik MR, derin pelvik endometriozisin saptanmasında önemli rol oynar. Tedavi; hastanın yaşı, semptomların şiddeti, çocuk isteği ve tutulan organlara göre bireyselleştirilir ve medikal tedavi, cerrahi ya da kombine yaklaşımlar şeklinde planlanabilir.

10

Konu Başlığı

Myom (Miyom) Nedir?

Myom, rahmin kas tabakasından (myometrium) kaynaklanan iyi huylu (benign) tümörlerdir. Tıbbi adı uterin leiomyom olan bu oluşumlar, kadınlarda en sık görülen pelvik kitlelerdir. Özellikle 30–50 yaş arası dönemde daha sık görülür ve çoğu zaman tesadüfen, rutin jinekolojik muayene veya ultrason sırasında saptanır. Myomlar tek ya da birden fazla olabilir ve boyutları birkaç milimetreden 15–20 cm’ye kadar değişebilir. Yerleşim yerine göre üç ana gruba ayrılır:

  • Submukozal myom: Rahim iç tabakasına doğru büyür, adet kanamasını artırabilir.
  • İntramural myom: Rahim duvarı içinde yer alır, en sık görülen tiptir.
  • Subserozal myom: Rahmin dış yüzeyine doğru büyür, çevre organlara baskı yapabilir. Myomların oluşumunda östrojen ve progesteron hormonları rol oynar. Bu nedenle üreme çağında büyüme eğilimindedirler, menopoz sonrası genellikle küçülürler. Ailesel yatkınlık, erken adet yaşı, obezite ve hiç doğum yapmamış olmak risk faktörleri arasında sayılabilir. Her myom belirti vermez. Ancak bazı kadınlarda aşırı adet kanaması, ara kanama, kasık ağrısı, karında şişlik hissi, sık idrara çıkma veya kabızlık gibi şikayetlere yol açabilir. Tedavi, hastanın yaşı, şikayetleri, myomun boyutu ve gebelik planına göre belirlenir; takip, ilaç tedavisi ya da cerrahi seçenekler değerlendirilebilir.
11

Konu Başlığı

Polip Nedir? (Endometrial Polip)

Endometrial polip, rahmin iç tabakasından (endometrium) kaynaklanan, genellikle iyi huylu (benign) et parçacığı şeklinde oluşumlardır. Rahim içinde saplı ya da geniş tabanlı şekilde büyüyebilirler. Tek bir polip olabileceği gibi birden fazla da görülebilir. Çoğu zaman küçük boyutludur ancak bazen birkaç santimetreye ulaşabilir. Poliplerin oluşumunda özellikle östrojen hormonunun etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle üreme çağındaki kadınlarda daha sık görülür, ancak menopoz döneminde de ortaya çıkabilir. Hormonal düzensizlikler, obezite, hipertansiyon ve bazı ilaçlar (örneğin tamoksifen kullanımı) risk faktörleri arasında sayılabilir. Endometrial polipler bazen hiçbir belirti vermez ve rutin ultrason sırasında tesadüfen saptanır. Ancak en sık görülen şikayetler arasında adet düzensizliği, ara kanama, adetlerin uzun sürmesi, lekelenme tarzı kanamalar ve menopoz sonrası kanama yer alır. Bazı

durumlarda polipler, embriyonun rahme tutunmasını zorlaştırarak gebelik sürecini etkileyebilir. Tanı genellikle ultrason ile konur; gerektiğinde tanıyı netleştirmek ve tedavi etmek amacıyla histeroskopi uygulanır. Histeroskopi sırasında polip doğrudan görülerek aynı seansta çıkarılabilir. Çıkarılan doku mutlaka patolojik incelemeye gönderilir. Büyük çoğunluğu iyi huylu olsa da özellikle menopoz sonrası dönemde nadiren de olsa hücresel değişiklikler görülebileceği için değerlendirme önemlidir.

12

Konu Başlığı

PCOS (Polikistik Over Sendromu) Nedir?

Polikistik Over Sendromu (PCOS), üreme çağındaki kadınlarda sık görülen hormonal ve metabolik bir sendromdur. “Sendrom” olarak adlandırılmasının nedeni, tek bir bulgudan değil; birden fazla klinik ve laboratuvar özelliğinin bir araya gelmesinden oluşmasıdır. En temel özellikleri adet düzensizliği, yumurtlama problemleri ve erkeklik hormonlarının (androjenlerin) artışına bağlı belirtilerdir. PCOS’ta yumurtalıklarda çok sayıda küçük folikül (halk arasında “kist”) izlenebilir. Ancak bu yapılar gerçek kist değil, gelişimini tamamlayamamış yumurta kesecikleridir. Yumurtlama düzenli gerçekleşmediği için adet aralıkları uzayabilir, ayda bir yerine 35–40 günde bir ya da daha seyrek adet görülebilir. Bazı kadınlarda uzun süre adet görmeme (amenore) de olabilir. Artmış androjen düzeyleri nedeniyle akne, yağlı cilt, saç dökülmesi ve tüylenme artışı (hirsutizm) görülebilir. Ayrıca PCOS, insülin direnci ile ilişkilidir. Bu nedenle kilo alma eğilimi, karın bölgesinde yağlanma ve ilerleyen yıllarda tip 2 diyabet riski artabilir. PCOS sadece üreme sistemini değil, genel metabolik sağlığı da etkileyen bir durumdur. Tanı; adet düzensizliği, klinik/laboratuvar androjen yüksekliği ve ultrason bulgularının değerlendirilmesiyle konur (genellikle bu üç kriterden ikisinin varlığı yeterlidir). Tedavi, hastanın şikayetlerine ve gebelik planına göre değişir. Yaşam tarzı düzenlemeleri (kilo kontrolü, düzenli egzersiz), hormonal tedaviler ve gerektiğinde yumurtlamayı destekleyici ilaçlar kullanılabilir. PCOS yönetilebilir bir durumdur ve doğru takip ile hem hormonal denge hem de uzun dönem sağlık riskleri kontrol altına alınabilir.

13

Konu Başlığı

Vajinismus ve Cinsel Ağrı (Disparoni)

Vajinismus, vajina girişindeki kasların istemsiz olarak kasılması sonucu cinsel ilişkiye girilememesi ya da çok zor ve ağrılı şekilde gerçekleşmesi durumudur. Kadın bilinçli olarak “kasayım” demez; bu kasılma refleks şeklindedir. Çoğu zaman ilk ilişki denemesinde ortaya çıkar, ancak bazen sonradan da gelişebilir. Altta yatan nedenler arasında kaygı, korku, yanlış bilgiler, travmatik deneyimler veya ağrı beklentisi yer alabilir. Disparoni (cinsel ağrı) ise ilişki sırasında ya da sonrasında hissedilen ağrıyı ifade eder. Bu ağrı vajina girişinde yüzeyel olabileceği gibi, daha derinde kasık veya pelvis bölgesinde de hissedilebilir. Enfeksiyonlar, vajinal kuruluk, endometriozis, pelvik enfeksiyonlar, doğum

sonrası değişiklikler veya hormonal nedenler ağrıya yol açabilir. Bazen psikolojik faktörler de tabloya eşlik edebilir. Vajinismus ile disparoni birbirinden farklı durumlardır ancak birbiriyle ilişkili olabilir. Ağrılı bir deneyim yaşayan kadında zamanla kasılma refleksi gelişebilir ya da vajinismus nedeniyle başarısız ve ağrılı denemeler yaşanabilir. Bu nedenle doğru tanı koymak önemlidir. Her iki durum da tedavi edilebilir. Vajinismusta pelvik taban egzersizleri, kademeli gevşeme teknikleri ve cinsel terapi oldukça etkilidir. Disparonide ise altta yatan neden araştırılır ve buna yönelik tedavi planlanır. Bu sorunlar utanılacak ya da gizlenecek durumlar değildir; uygun destekle sağlıklı ve ağrısız bir cinsel yaşam mümkündür.

Önemli Bilgi

İçerikteki bilgiler bilgilendirme amaçlıdır; kesin tanı ve tedavi için hekim değerlendirmesi gereklidir.

Etiketler

#Gebelik#Beslenme#Kadın Sağlığı#Jinekoloji
Op. Dr. Berrak Beyoğlu Oruç

Op. Dr. Berrak Beyoğlu Oruç

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Kadın sağlığı, gebelik takibi ve cerrahi süreçlerde her hastama özel, anlaşılır ve güven veren takip ve tedavi planı sunmayı önemsiyorum.

Tüm Yazıları Gör ->

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Genital Estetik Rehberi

Genital Estetik

Genital Estetik Rehberi

2 Nisan 2026

Oku ->
Menopoz ve Sağlıklı Yaş Alma Rehberi

Menopoz

Menopoz ve Sağlıklı Yaş Alma Rehberi

2 Nisan 2026

Oku ->
HPV ve Kanser Taraması Rehberi

HPV & Tarama

HPV ve Kanser Taraması Rehberi

2 Nisan 2026

Oku ->

Rehber Bilgisi

Okuma Süresi

15 dakika

Yayın Tarihi

2 Nisan 2026

Ana Başlık

13

Alt Başlık

3

Bu Konuda Destek Alın

Gebelik, kadın sağlığı ve tedavi süreciyle ilgili sorularınızda profesyonel destek için iletişime geçebilirsiniz.

Online Randevuya Git

Randevu Almak İster misiniz?

Sağlık sorularınız için profesyonel destek alın; size uygun süreci birlikte planlayalım.

Randevu Talep Et